YaÅŸamdan, Dostluk, aÅŸk, Politik, Mektup, Fantazi, Komik, Sevgi, Memleket
29 Temmuz
Herşey vatan içindi. Can fedaydı vatana.. Kimi anasından ayrılmış, kimi eşini,
çocuklarını bırakmıştı arkada. Yüreğinde vatan sevgisi, yüreğinde bayrak sevgisiyle, geçmek istiyordu terörün önüne. Vatan hainlerini yaşatmak istemiyordu Türkiye`de.
Oysa kalbi delikti söylememişti kimseye. Asker olacaktı belki de şehit. Can fedaydı vatana can. Ve canı feda oldu Recep Çeviğin. Ne Ali`ler, ne Mehmetler şehit oldu. Sevgi dolu yürekleriyle koştular. Gözlerinde hiçbirşey yoktu. Tek düşünceleri ise vatandı.
Anne ağlıyordu yanıyordu yakınıyordu. Receb`in organları bağışlanmıştı dört kişiye. Oğlum şehit oldu ama, dört kişide hayat buldu diyordu anası.
Acıydı. Evlat acısıydı. Çıkarmıydı yüreğinden. Gözyaşları süzülüyordu yanaklarından. Dururmuydu gözyaşları, bitermiydi yüreğinde ki sızı. Bir ömür hatta son nefesine kadar sürecekti. O da biliyordu.
Gözümüzden sakındığımız, özgür, laik cumhuriyetiyle, Atatürk ilkeleriyle, yüreğimizde yaşatıyoruz vatanımızı.. Sıcacık sevgisiyle. Uğrunda ne kanlar akıtıldı. Nekadar çok şehitler verildi. Ama yılmadık. Hiçbirzaman da yılmayacağız. Yıldıramayacaksınız bizleri. Bizler öyle güçlü bir milletiz ki. Yeri geldiğinde her yokluğa katlanırız. Ama vatanımız için gözümüzü kırpmadan canımızı veriririz.
Türk milletinin gücü bayrağında, şehitlerimizin kanları onda.. Nesiller boyu akıttığımız kanlar ise tarihimizde. Türk milletinin gücü, kuvveti yüreğinde. Öyle bir yürek var ki bizler de.. Daha anlamadınız mı. Daha göremediniz mi gözlerimizde ki vatan sevgisini. Damarlarımızda akan kanda ki Atatürk sevgisini. Bu sevgi atalarımızdan bizlere, bizlerden de evlatlarımıza geçti.
Şehitlerimizin gideceği yer cennet, sizin gideceğiniz yer ise belli. Öyle yanacaksınız ki çıra gibi. Lanetler yağacak üzerinize. Vatan hainlerine Türkiyem de yer yok anlamadınız mı. Ne mutlu Türküm diyene. Ne mutlu al bayrağımın altında yaşayan, yüreği vatan aşkıyla yanan Türk milletime. Şehitler ölmez. Bu vatanı da kimse bölemez
29 Temmuz
Bugün üç yıl bitti. Onun karşısına gelinlikle çıktığım günkü kadar mutluyum.
Tanrım, onu ne kadar seviyorum. Mükemmel bir erkek,cazibeli, yakışıklı, anlayışlı,sevecen, her şey var.
Bugün Cumartesi,bıraktım arkadaşlarıyla eğlensin. En sevdiği yemek olan pastırmalı Kurufasulye ile pilav yapıyorum. Pişti, demleniyor.Banyo yaptım, en sevdiği kıyafeti giydim. Yemekten sonra, şöminenin karşısına bir şişe kırmızı şarapla uzanacağız.. Eve geldi sonunda. Beni öpüşü biraz soğuktu, aklı başka yerde sanki. Aman Tanrım, yoksa? Tüm cilvelerime rağmen, bana yanaşmadı. Arkadaşlarıyla ne yaptığını sordum, ağzında birşeyler Geveledi. Yemekte biraz keyfi yerine gelir gibi oldu, ama hala dalgın,hala uzak,hala kabuğuna çekilmiş.
Herhalde ÖTEKİNİ düşünüyor.Benden genç mi acaba? İşyerindeki sarışın pazarlama temsilcisi olmasın?
Şöminenin karşısında ÅŸarabımızı yudumlarken, artık dayanamadım “neyin var?” diye sordum. Gülümsedi, zoraki bir gülümseme, acı dolu, uzaklık dolu.. “Yok birÅŸeyim” diye geçiÅŸtirdi.
O gürül gürül yanan aşkın bu kadar çabuk biteceğine inanamıyorum, daha dün bana ebediyete kadar benimle olmak istediğini söylüyordu. Bugün aramızda iletişim kopukluğu başladı bile.Belki de kilo alıyorum.
Çok mu vır vır yapıyorum? Elini tuttum. Elimi okÅŸadı,ama eller hissiz, parmak uçları soÄŸuk… Stepe baÅŸlasam?
Çocuk istesem? Yalan, yalan, yalan. Kendimi kandırmaktan başka bir şey değil bunlar.
Bitti…Bittti…Bitti. Tanrım, ölmek istiyorum. Kendimi son kez onun kollarına attım. AÄŸlaya aÄŸlaya uykuya dalmışım.
Erkeğin Günlüğü :
Öff be, FENERBAHÇE YİNE yenildi. Ama, kuru fasülye güzeldi…